Oysa şimdi yalnızlığım yanımda,sensizliğin şarkısını dinliyorum

Seni sevmek yazılmış bana,dokunamasamda sana

ღღღ...SENİ ÇOK SEVİYORDUM...SEVİYORUM...SEVECEĞİM...ღღღ

08 Mayıs 2009 Cuma

paha biçilemez


18Nisan - 2Mayıs tarihleri arasında doğuda öğretmenlik yapan iki ablamı ziyaret için ufak bi doğu turu yaptım. bu resimi Nuran Ablamın öğretmenlik yaptığı Ağrı / Hamur / Yukarı Gözlüce Köyü'nün Ana Okulundaki Murat çizdi. ve beni tanımayanlar için: ordaki keçi sakallı olan benim :D sakallarım Murat'ın o kadar dikkatini çekmiş ve hoşuna gitmiş olucak ki, ablam resim yapalım dediğinde benim resmimi çizmiş.
hayatımda gördüğüm en güzel ve en değerli resimdi bence.

not: eğer imkanınız olursa mutlaka DoğuAnadolu'ya gidip görmenizi tavsiye ederim.

11 Mart 2009 Çarşamba

günler geçiyor

geçen sene bu zamanlar bir hayalin temellerini atmıştım. oysa ki unutmuşum hayallerin gerçek olabilmesi için inanç gerektiğini. işin kötü tarafı siz ne kadar inanırsanız inanın hayalinize başka insanlar da dahilse onların inancı da o kadar etkili oluyormuş.

bu gün öyle garip geliyor ki gözüme herşey. sanki herşey kan kırmızıydı, herşey kanıyor ve herşey acıyormuş gibiydi. güneş kan kırmızıydı batarken, vurulmuş ağır ağır düşüyordu sanki. ay bile kırmızıydı gece öfkeliydi, üzgündü...sanki herşey beni anlatıyordu...bir zamanlar seni anlatan herşey artık ölüyordu...

19 Şubat 2009 Perşembe

ya sabır

ÜNİVERSİTEMİZİN BAHAR YARIYILI ARA SINAVLARI 12 ŞUBAT 2009 TARİHİNDE ALINAN SENATO KARARI GEREĞİNCE 11 – 19 NİSAN 2009 TARİHLERİ ARASINDA YAPILACAKTIR. ÖNEMLE DUYURULUR.
-----------------------------------------------
19Nisan...yani şunu yapıcak başka sene kalmadı di mi?!? alt tarafı 1 gün oy kullanacağız : 29 Mart Pazar. neden bunun için 28Martta başlayacak olan vizeleri 14 gün erteleyip 11-19 Nisan arasına kayıdırıyorsunuz ki. 2 gün öteleyin, bir hafta öteleyin... ama 18 Nisanı içine almasanız olmazdı tabi

Yarabbi sen bana sabır ver, sen aklıma vukayet ol

12 Şubat 2009 Perşembe

Evlilik Üzerine




Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.

Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?

Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...

Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot' dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;

-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı...

Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken.

Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı aç ıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift ol acaktık o listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a...

CAN DÜNDAR

03 Şubat 2009 Salı

!?!?!?!?!

oysaki neler neler söylemek isterdim...diyemedim...sustum...yüreğimde kabaran herşey, boğazıma gelip takılıyor artık. ne dışarıya çıkıyor ne de geldiği yere, derinlere dönüyor. nefes almamı engelliyor bir zaman sonra. kalbim hızlandıkça göğüs kafesim daha da daralıyor sanki. yerinden çıkıp sana koşmak için çırpınan yüreğime inat...

19 Ocak 2009 Pazartesi

sıkıntı

içim sıkılıyor, daralıyorum, kalbim etrafını çepeçevre saran kafesin farkında sanki... hiç birşey yapmak gelmiyor içimden. bir an istiyorum: kafamın içi bomboş olsun hiç birşey düşünmeden öylece uyuyayım... bir an istiyorum: adam akıllı düşüneyim; kalbimi sıkan şeyin ne olduğunu bulayım... olmuyor. yapamıyorum. ne kendimi verebiliyorum, ne de kendimi alabiliyorum bir şeylerden.

bende oturdum müzik dinliyorum... efkarımı paylaşan şarkılar çalıyor... şuan çalan şarkıyı duyunca birşeyler yazmak geldi içimden, paylaşmak istedim bir an. sen göndermiştin bu parçayı. o an ne kadar da farklıydı birçok şey. o zaman, bu şarkı neler ifade ediyordu bana. şarkıların bu kadar farklı anlamlar ifade edebileceğini bilmezdim... duyuyor musun ki sen de kulaklarımdaki nameyi... ya da duyuyor musun ki kalbimdeki sıkıntıyı...

03 Ocak 2009 Cumartesi

Filistin


Mutlaka Yapabileceğin Birşeyler Vardır!!...

Bağış yap, gönüllü ol, yardım et, dua et. Yeter ki duyarsız kalma. Yeter ki sessiz kalma. Yeter ki sırtını dönme. Yeter ki elini uzat. Sadece elini uzat...